Künye

Ali Kerem Alptemoçin

Bursa’da oturduğumuz zamanlarda rahmetli Mennan Pasinli bizim komşumuzdu. O zamanlar, Bursa atlıspor klübü yeni kurulmuştu ve Mennan Bey kulüpte görevliydi. Zaman zaman beni kulübe götürür, at bindirirdi. Atlarla böyle tanıştım. Bursa’da düzenli ve devamlı bir biniş imkanım olamadı ama bu sayede atları çok sevdim. Çocukken uyumadan önce kendimi at binerken hayal ettiğimi çok iyi hatırlıyorum.

At binmeye ciddi olarak 1986 kışında Ankara’da başladım. İlk atım Toygun’du. Karacabey Harasından almıştık. Çok güzel bir Arap-Haflinger meleziydi. Sonra Gah, Uran, Fugace, Snowy, Pat Pat, Luna ve Moris. Hepsinin ayrı anısı var. Hepsi güzel arkadaşlarımdı.

Ankara Atlıspor klübünde at binmeye başlayan hemen herkes gibi bir süre sonra engel atlama yarışmalarına girmeye başladım. O yıllara ait benim için en anlamlı hatıra, Ankara Atatürk Orman Çiftliğinin arazisinde düzenlenen kros yarışmasıydı. Ankara’da çok uzun zamadır kros ve konkur komple müsabakaları düzenlenmiyordu. Tek günlük bir kros yarışması düzenlendi ve o müsabakayı ilk atım Toygun ile koştum ve bitirdim. Neredeyse dereceye bile girecektim.

Sonra bir karar aldım ve atçılığı yarışmalara girmeden yaşamaya karar verdim. Ankara’da Haymana yolu üzerindeki bir köyde küçük bir evimiz ve arazimiz vardı. Babamla konuşup orayı küçük bir tavla haline getirdik ve atlarımızı oraya taşıdık. O dönem gerçekten çok keyifliydi. Sonra İstanbul’a taşındım. İstanbul’da da hep arazi binişinin mümkün olduğu yerlerde atlarımı tuttum.

Ben biniciliği bir doğa aktivitesi olarak görüyor ve öyle yaşıyorum. Doğada yaz kış atlarımla olmak, benim dünyada yaşayabileceğim en büyük keyiflerden biri.
 

Ali Kerem Alptemoçin